Bana Her Şeyi Sakınmadan Veren Allah’a c.c. şükürler olsun.
Her açtığımda, beyazdan siyahı, gökyüzünün derinliklerindeki yıldızlı görüntüyü ve insan kalabalıklarının içinden sevebileceğim insanları, ayırt etmemi sağlayan, iki göz verdiği için teşekkürler
Gece ve gündüz demeden, ağustos böceklerinin, kanaryaların şarkılarını, çekiç ve motor seslerini, köpek havlamalarını, fırtınaları ve sevdiğim narin sesleri, bütün genişliği boyunca kaydeden şeyi, kulağı verdiği için teşekkürler.
Haykırıp düşünebildiğim kelimeleri, anne, arkadaş, kardeş, yanan ışık gibi kelimeleri ve sevdiğim insana giden ruhumun rotası gibi kelimeleri, düşünüp ve açıklayabilmem için bana sesi ve alfabedeki kelimeleri verdiği için teşekkürler.
Onlarla şehirleri, göletleri, deniz kıyılarını, çölleri, dağları ve geniş düzlükleri ve sokağı ve bahçeyi gezdiğim, yorgun ayaklarımın yürüyüşünü verdiği için teşekkürler.
Yıkıntılardan ayağa kalkışı ayırabilmeyi, iki temel maddeyi, gülücüğü ve gözyaşını verdiği için teşekkürler.
bir bardak su verene, sıcacık yemekler hazırlayana, bir harf öğretene, bir yer ararken yol gösterene teşekkürler.
Nedenini bilmeden geçip giden zamanın içinde, hayatı yaşanılır kılan, bir nefesi daha halkama katabilmem ve onunla nefes alabilmeyi öğrenmek için güler yüzle hürmet sloganı olan teşekkür etmekten ne olursa olsun vazgeçmeyelim.
Bin bir zahmet ve marifetle hazırladığı sofra için annemize, eşimize, çayımızı veya suyumuzu ayağınıza getirenlere. Sahip olduklarımıza, sahip olmamız için bizi dünyaya gelmemize sebep olan annemize babamıza, en sinirli anımızda bile bizi alttan alan, olgunluk ve büyük bir sanırla dinleyenlere, bunaltıcı sıcaklarda dayanılmaz kokulardan kurtarmak için çöpleri toplayan çöpçümüze, bakkalımıza, komşumuza ve saymakla bitmeyecek ama hayatımızın bir anında mutlaka bizimle olan insanlara.
Görünüşte sadece iki kelimeden ibaret “teşekkür ederim”. Ancak, altında çok manalar gizli ve bazen bir tebessümü ve mutluluğu ateşleyen iki sihirli kelime Sabahtan akşama kadar iyice bunalmış bir memura, güzel duygularımızı ifade eden görünüşte basit bir “teşekkür ederim” sözü, her ne kadar bizin işimizi yapmak mecburiyetinde bile olsa, onun yorgunluğunu azaltacak, belki de günün bütün stresini evine taşımasına engel olacaktır
Modern yaşamın, gerçekten modern olabilmesi için kendimize bir kefaret belirleyelim. Çatık kaşların gevşediği, asık yüzlerin gülümsediği, içimizden bir şeyler yer değiştirsin. Küçük bir davranış, bir inceliktir teşekkür etmek. Öylesine zahmetsiz ve kolay.
İki kelime enikonu. Söylemesi öyle kolay; neticesi öylesine büyüktür ki.
Bir teşekkür gözde çiçek açtırır, alır gider bütün yorgunluğu, uçurur kalbi. Bir teşekkür insanı insana dost eder.
“Halka teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez.” buyurmuş incelikler
Peygamberi Efendimiz (s.a.s).
Akrabalarımıza, annemize, komşumuza, öğretmenimize, arkadaşımıza, çocuğumuza teşekkür edemiyorsak Allah’a da şükür edemeyiz. Allah’tır bize her şeyi veren. O’dur bütün teşekkürleri asıl hak eden. Şükrederiz bizi ve dünyayı var eden Allah’a. Şükrederiz bize hayatı bahşeden Allah’a. Her şeyin sahibi Rabbimize şükretmek nasıl insanlık görevimizse, aradakilere, yani akrabalarımıza, annemize, komşumuza, öğretmenimize, arkadaşımıza, çocuğumuzun bizlere yaptıkları yardımda, iyilikte teşekkür etmek de bir görevimizdir.
Teşekkür etmeliyiz kuşa, çiçeğe, havaya, denize, kaleme, meyveye, çöpçüye,
bakkala, şoföre.
Teşekkür etmeliyiz ki kalbimiz Allah’a şükretmeye açık olsun.
Bende size çok teşekkür ederim sevgili dostlar. Sizi Allah için seviyorum