“…….Adamı, …….Adamı, ……..Adamı……….. Adamı”
Boşlukları isimlendirerek doldurabilirsiniz.
Toplumda birileri hep birinin veya birilerinin adamı olarak nitelendirilir.
Doğrumu dur? Cevabı kişiliktir.
Yanlış mı dır? Karakter yapısıdır.
Topluma karşı olan sorumluluğumuz kişiliğimiz ile değil, karakterimiz
İle sınırlıdır. “zayıf karakter, güçlü karakter” kavramları bu tezin
net bir ifadesidir.
Toplumun değer yargılarına rehber olabilecek en önemli kriter ise mizaç’dır.
Bu potansiyel insanın yaradılışı ile birlikte oluşur ve karakter ile birleşerek
kişinin karakteri ortaya çıkar.
Kişilikli insan aynı zamanda karakterli insan anlamına gelmez.
Konumuz elbette felsefe değildir. Ancak ülkemizde birileri hep birilerinin
Adamı olmak gibi bir yaftayı boyunlarında gezdirir dururlar.
Örneğin, X kişi Y partisinin veya genel başkanının adamıdır.
AKP’nin adamı, Tayyip Erdoğan’ın adamı, CHP’nin adamı,
Ahmet’in üdamı , Mehmet’in adamı gibi kısaca liste uzar gider.
Durup dururken neden böyle bir konuyu gündeme getirdiğimize
gelince; Kentimizde son günlerde Samsunspor başkanlığı görevinde
bulunan Kazım Yılmaz ve ekibi hakkında , Metro Grup Yönetim
Kurulu Başkanı Galip Öztürk’ün adamı veya adamları şeklinde bir
anlayış hakimdir.
Yani bu arkadaşlar Samsunspor’a değil de,
Galip Öztürk’e hizmet eden bir kalıba sokulmaya çalışılmaktadır.
Öncelikle şu konu çok iyi bilinmelidir ki, Samsunspor başkanlığı
koltuğuna oturmuş kişinin, kişiliği ve karakteri ne olursa olsun
kesinlikle onun bunun veya o parti veya şu partinin adamı gibi
bir kartviziti ne cüzdanında, ne yüreğinde ne de beyninde taşıma
lüksü yoktur. Başkan sadece Samsunspor’un adamıdır. Kendisinin
bu anlayış ile hareket ettiğine de zaten tüm Samsun şahittir.
Kazım Yılmaz Samsunspor kulübü başkanıdır. Galip Öztürk ile
Her tür iş ve gönül bağı olabilir. Ancak bu bağ kesinlikle “adamı”
modunda değerlendirilemez ve değerlendirilmemelidir. Bu şekilde
nitelendirmek tamamen art niyete dayalı düşünce şeklidir.
Birinin adamı olarak nitelendirilmek kişiliği
zedeleyici bir olgudur. Tanıdığım Galip Öztürk’de kesinlikle
çalışanlarını “benim adamım veya adamlarım” şeklinde bir
mantalite ile değerlendirmemekte ve grupta çalışanların
tümünü “ mesai arkadaşlarım” şeklinde nitelendirmektedir.
Bana gelince, Bilindiği üzere Samsunspor’un şirketleşmesi
ve dolaysıyla kurumsallaşmasına yönelik düşüncelerimi
sürekli gündemde tutmaya çalıştığım bir süreçte,
Galip Öztürk, önemli bir adım atmışve Samsunspor’u
Şirketleştirme çalışmaları için bir ekip oluşturmuştur.
Kurumsallaşmaya inanan bir kişi olarak, talep üzerin bende
bu oluşumun içinde yer aldım ve konuyu komuoyu ile
paylaşmak üzere oluşturulan Kazım Yılmaz,
Necmi Hatipoğlu, Tarık Cengiz ile birlikte ekipte yer aldım
Transfer komitesi oluşturulana kadar da Galip Asal, Cahit Kaya
İle birlikte oluşturduğumuz geçici transfer komitesinde yer
alarak bazı futbolcu ve teknik adamlar ile görüşmeler yaptık.
Yani, Bilgilendirme toplantısında ve bilahare yaptığımız
Çalışmalarda Galip Öztürk’ün adamları olarak yer almadık.
Samsunspor için Galip Öztürk liderliğinde başlatılan çalış-
maların sözcülüğünü yaptık.
Bugünkü yönetim Kurulu üyeleri ve başkanı da, mevcut
görevlerini Galip Öztürk’ün adamı veya adamları
kimliği ile değil, Samsunspor’un adamları kimliği ile
sürdürmektedirler.
Galip Öztürk’ün kendisi de dahil olmak üzere hepimiz
tüm taraftarlarımız Samsunspor gibi bir markanın adamlarıyız.
Samsunspor’a kim bir çivi çakar ise de her zaman yanında olacağız
ve destekleyeceğiz. Ama onun bunun adamı olarak değil,
Samsunspor’un adamı olarak taşın altına elimizi her zaman sokacağız.
Eğer şirketleşme yolunda bir adım atılmadığı taktirde, Samsunspor
İçin ilk tanıtım toplantısında çizdiğimiz tabloda bir aksama olduğu
taktirde, yine bu köşede her kim olursa olsun gündeme getirilecek
ve gerekli eleştiriler ve uyarılar gerektiği şekilde yapılacaktır.
Samsunspor’un kimliği üzerinde bir kimlik yaratmaya hiç kimsenin
gücü yetmez. Samsunspor kulüp başkanı, yönetim kurulu üyeleri
kısaca Samsunspor’a geçmişte de hizmette bulunan kişilerin, birinin
veya birilerinin adamı olmak gibi bir apoleti hiçbir zaman üzerlerinde
taşımamışlardır.
Çünkü herkes kendinin adamıdır. Eğer birilerinin
adamı olmak gibi bir teslimiyet söz konusu olur ise bunun adı
adamlık değil başka bir şeydir. Bu köşede de bunu ifade etmek uymaz.
ALINTI : HABER GAZETESİ